yine insan, yine ilişki

  • 2 dakikalık bir metin-

insan ilişkilerinde fark ettiğim birkaç şeyi paylaşayım.

diyelim falanca seni çok seviyor. bunun epeycene aldatıcı olabileceğini gördüm. nitekim bir yanlışına, hatta bazen karşı tarafın bir yanlış anına bakıyor. *silinivermişsin. geçmiş zamanlarda bunun çok örneğini gördüm ve yaşadım. içinde kan bağı olan ilişkiler de dahil olmak üzere hiçbir ilişkiyi çok yerleşik görmemek lazım. bir de hatta bu tip bitişler genelde sevgiden nötre değil, sevgiden nefrete şeklinde oluyor.

ikna etme ödevimizin olmadığını unutuyoruz. aslında cevap verme ödevimiz bile yok. zahmet edip cevap vermişsem, karşı tarafın ikna olup olmaması tamamen önemsiz. nabzımın en çok laf anlatırken yükseldiğini fark ettim. sonra da şunu düşündüm, karşında çeşitli anlama kapasitelerine sahip on kişi var, on ayrı seviyede konuyu tekrar başa mı almalıyım? bebekçe konuşsam çocuk anlamaz, çocukça konuşsam yetişkin. ben kendi dilimde konuşayım, tercüme edemeyen tarih utansın.

bir zamanlar demiştim ki nazik ve adil olursam, sevilmesem bile hiç değilse düşmansız kalırım. çünkü herkes düşmandan söz ediyordu ve ben bir asosyal olarak bunu anlamıyordum. yazarlık öncesi evrem kabuk içinde geçti ve cemiyetle temasım hiç yoktu. zaman içinde nazik ve adilce çıktım kabuğumdan ve dehşet içinde her ay birkaç nefretli eklendiğini gördüm hayatıma. ben mi yanlış anlıyorum veya yanlış bir şey mi yapıyorum, diye çok sorguladım kendimi ama nafile. sonra anladım ki sen dünyanın en nazik ve adili olsan bile muhakkak gırtlağını kesmek isteyen birileri olacak. bunun sebebini çok merak ettim, serdar kuzuloğlu söyledi:

insanların sevmediği şey yaşamak, sen değilsin.

bir de şunu gözlemledim: zaman içinde her kim olursa olsun, altını çiziyorum, kim olursa olsun sınırlarınızı merak ediyor. nerede öfke, nerede kıskançlık, nerede sabırsızlık başlayacak? işte bu kıyıları görmek için de ufak ufak yokluyor, göremezse de panikliyor. kıyı görününce yavaşlıyor, güya sizi tanımış oluyor.

kendini yanında kendin gibi hissettiğin nereyse, oraya aitsin. ya da başka bir ifade ile, kendini beğendiğin yerde dur, “bu ben miyim?” dediğin yerden kaç.

*(sosyal medya jargonundan çıkın lütfen; buradaki silinmek, dostluğun, irtibatın, güzel anıların silinmesi.)

(kare, 1986/betty blue filmine ait)

2.etik aforizma ahlak aşk bilim cemiyet doğa edebiyat etik evrim felsefe insan kitap mimesis psikoloji sanat sevgi sinema sosyoloji şiir

kanaatiniz nedir?

%d blogcu bunu beğendi: