Etiket: mimesis

şiirlerim, şairliğim
14 dakikalık bir metin-yazış tarihim girift. yazarlığının kırkıncı yılındaki bir yazarın mukaddimesinin mukaddimesi gibi görünen bu söz, tuhaftır, benim ilk kitap yazma girişimimin girişidir. aslında bin yaşında değilim ama bin yaşındaymışımcasına andığım bir yazmaya başlama hikâyesine sahibim. anayım. sanki üzerinden bin yıl geçmiş gibi hissettiğim bu tikel, basit bahâneler manzûmesi…

mutsuzluğun felsefesi-izmir
1 dakikalık bir metin-felsefe, psikoloji, sosyoloji ve edebiyat üzerine çok verimli bir söyleşi gerçekleştirdik izmir ile. kültür ve sanata katkılarından dolayı karşıyaka belediyesi’ne teşekkür ediyorum. tabii İzmir halkına da. nicelerine diyelim…

şiir meleği
2 dakikalık bir metin-size bir melekten bahsetmek istiyorum… tıpkı kafka’nın “yak” dediklerini saklayan max brod sayesinde kafka’nın kafka olması gibi, benim de bir max brod’um var. şimdilik ona şecera diyelim. bir sanat ve şiir aşığı idi ve benim sanat düşkünlüğümü erkenden görmüş idi. gençtim. tüm şiir ve yazılarım kendisinde vardı;…

müjgân
1 dakikalık bir metin-bakışıma kaçan toz tanesi kadar tiz ve yutkunmaya çalıştığım hayatım kadar tok sigaradan çıkıveren duman kadar ölümlü içimdeki lekesinin ömrü kadar ebedî ve tanımsız ve yankılı, şeffaf ve madde bağımlılığı bir roman kadar konulu, şiir kadar edebî titriyorken alev gibi sönmüşken mum ölüm gibi, insan gibi, cennet…

kötü adam
1 dakikalık bir metin-çift kişilik odalarda bir “kötü adam” ne yalnız kalabilen ne de bir başka hayata müdâhil olan kulpunu sımsıkı tuttuğum kapıların ağzında cereyandayım donarım dışarı çıksam, içeri girsem yanarım bembeyaz karakışta yolunu kaybetmiş kar tanesi gibiyim çift kişilik bir yalnızlığı tek başıma çekiyorum hani tan çığlığı sökülürken doğulardan…

hassas, nârin
1 dakikalık bir metin-hayal ediyorum titriyor, yalayışını yaparken damla, yüzünden aşağıya hassas, nârin gözünde bir ekşi utanç uykunun ortasında içtiğin şiddet yarım fersah dibinde ve gece boyu silah seslerinde ve akıl törpüsü; sabır memesi; patlayan şehvet ve kafatasının ince zarından yırtılan cinnet cımbızlarken kulak memeni yarımay gibi uzanmış, kıvrılmışken sen…

hayır anlatamıyorum
1 dakikalık bir metin-varsın hayat vursun tekmesini yan kalçama bende deprem oluyor biliyorum ya geçtiğini akşam vakti yarı gölge ağaç diplerinden karşıma çıkan herkesi bıçaklayasım geliyor hayır, anlatamıyorum susuyorsun yılanlı şarap kadehlerini tokuşturan berduşlar gibi gözlerimin içine ne güzel de bakıyorsun günlük hayatın olağan anlarındaki alışıldık zar paramparça yırtık soğuk…

az sevebilmek tahammülü
1 dakikalık bir metin-sen usulcana yaşarken ininde, kendi halinde bir boğaz tılsımıyla duvarlarını yalarken o, şirin çevrende ne güzel bir manzara, ne güzel bir çerçeve şen şakrak kalabalık, güleç maskelerle sahte bir cıvıltı mevsimiyle yağmalarken hislerini senin nefes aldığını biliyorum ya ben, şence artık, bu nefes benim için olsa da…

ve işte yaşamak
1 dakikalık bir metin-gecede yarı aydınlık devrilmiş bir çınar gibi bütün kıvrımıyla bakışları tırmalarken etin üzerinde titremekte olan utangaç tülbendin şiir yanığı teninde yaptığı kararsız, korkak raksını izlemek ve sonra yağmayacak olan yağmurun kokusunu esmeyecek rüzgârın sesini duyarak ölene kadar ağlamak ve işte yaşamak * kışın ortasında karların arasında titreyecek…

güzel
1 dakikalık bir metin-gözüm saplı tavanda uyanmak güneş yakışıyla kan revan tırmalarken göğsümü yeni sabah iliklerime işleyen aşkım balyoz gibi inerken defalarca kafamın ücra köşelerine hâlâ zonklamak senin düşüncenle titreyerek yaşamak ne güzel çöplüğün etnik çehresinde uçuşan sinek gibi dolanırken vızıldayıp bütün bir insanoğlu anlamadığım yüzlerden anlamadığım seslerle bana cümle…