Kategori: denemeler

mazi ve istikbal
1 dakikalık bir metin-şimdiki zamanı imleyen kimileri aslolanın şimdi olduğunu, geçmişin ölü, geleceğin hayal olduğunu söyler. şimdiyi imlemek iyidir hoştur da böyle olursak hayvanlardan hiçbir farkımız kalmaz. sözgelimi bir inek de geçmiş için hayıflanmaz ve gelecek hayali kurmaz. sadece önündeki ota bakar. kimisi de geçmişin şimdiyi belirleyen yanlarıyla geçmiş+şimdi gibi…

demokrasi eleştirim
3 dakikalık bir metin-demokrasi doğası itibariyle ortalamanın yönetmesi ve böylece çoğunluğun itiraz hakkını en aza indirmek için -şimdilik- uydurulmuş bir sistem. iki bin beş yüz yıl önce platon yerden yere vurmuştur kendisini; okuyun. bir grup arkadaş akşam ne yapacağına karar verirken demokrasiyi kullanmaz mesela. herkes kapalı odalarda bir fikre mühür…

ikiyüzlü ve kindar
2 dakikalık bir metin-bilen bilir, siyaset hakkında hiç yazmıyorum. bu yaptığım da sosyolojik bir analizdir. “ramazan şerbeti” diye olmadık bir şekerli su uyduruluyor, (mimar olduğum için biliyorum) yakışır yakışmaz demeden her yere “selçuklu yıldızı” denen şey yapıştırılıyor, o güzelim osmanlı camileri tuhaf bir şekilde kopyalanıyor, olmadık yeni giyim modaları türüyor…

uygarlık bir yabancılaşma cinsidir
2 dakikalık bir metin-geçenlerde kanlı, parçalanmış ceset görüntülerine denk geldim ve iğrendim. sonra bu iğrenmenin gerçek sebebini düşünmeye koyuldum. birçok kişi empati der ama bence yanlış çünkü ölmüş ile empati yapılmaz. orada acı çeken birisi olsaydı “empati” diyebilirdik ama biz acı çekenle acı çekiyor değiliz, iğreniyoruz. yani et, kan, vücut…

en büyük kusurum yaşamak
2 dakikalık bir metin-bazı can çekişme günleri vardır ki zevzek sanat dedikoduları her zamankinden zevzek görünür. bezgince bıkarsın yazmaktan da okutmaktan da sonra tekrar yazarsın, silersin, kendine saklarsın, küsersin, yeniden sever yeniden terk edersin… yazmak fırtınalı bir aşk ilişkisi gibi. hele de türkiye’de. benim bir yazar olarak en büyük kusurum…

sizin öykünüzü anlatmaz öykücüler
1 dakikalık bir metin-pencerelerinizin camlarına çalışmayan kellelerinizi fırlatın. yaprak kadar amaçsız, karınca kadar kalabalık bu tiyatroyu, bir cenneti, bu cehennemi izleyin. allahım durun! durun! koşuşturamayın artık. yoz yaşam motifleriniz midemi iyice bulandırıyor. ziftten yapılma putlarınızı yalayarak bitirmeye memursunuz sizler. sizler, maalesef doğmuşlar ve iyi ki ölecek olanlar. organik atık olarak…

yaşamak boğuntusu
2 dakikalık bir metin-şu devrilmiş çınara bak; sıcağa, soğuğa, böceklere ve ağaçkakanlara dayandı tam bin yıl da insana dayanamadı. akrep gibi ininde korku ve kızıl şehvet ile boğulurken bütün bir çağım, doğruldum ve hastalığımı çağıma bulaştırdım. şüphe et! hayat ve ölüm bundan daha güzel olabilir ve hayat da ölüm kadar…

yabancılaşma yaklaşıyor
3 dakikalık bir metin-ı. yabancılaşma: özneye düşen ilk gölge insan, kendilik denen karanlık bir organla doğar. ne zihindir bu, ne beden. zihnin ışığından ürker, bedenin sıcaklığından sıkılır. adı yoktur ilkin, yönü yoktur. ama bir an gelir—bazen bir lise sırasında, bazen boş bir odada, bazen bir sigara dumanında—ve bu karanlık organ…

yabancılaşma kavramının kapsamlı analizi
10 dakikalık bir metin-yakında çıkacak “yabancılaşma” eserim yabancılaşma duygusu için hazırlanmış bir merhemdir fakat kitabın kapsamını aşırı aşacağı için genel yabancılaşma analizine yer verilmemiştir. dileyenler için bir referans olabilir düşüncesiyle makale kıvamında bir araştırma hazırladım. benim yabancılaşma tanımım, işe yeni giren bir çalışana eski çalışanların uzun uzun bakması ya da…
