pencerelerinizin camlarına çalışmayan kellelerinizi fırlatın. yaprak kadar amaçsız, karınca kadar kalabalık bu tiyatroyu, bir cenneti, bu cehennemi izleyin. allahım durun! durun! koşuşturamayın artık. yoz yaşam motifleriniz midemi iyice bulandırıyor. ziftten yapılma putlarınızı yalayarak bitirmeye memursunuz sizler. sizler, maalesef doğmuşlar ve iyi ki ölecek olanlar. organik atık olarak bile çoksunuz bu mavi çamura. içinizdeki karanlık ile başka bir karanlığı aydınlatamazsınız. size aydınlık diye ışığı göstersek tavşan gibi kalakalırsınız. sizler taşlayıcı, yuhalayıcı, linç edicisiniz. dolgu malzemesi, figüran olarak bile ayaklara takılmaktan başka vazifeniz yok. öldürün beni! sizi gidi tikeller! kendi değersiz etleriniz gibi beni etten ibaret, fikirsiz bir tenekeden sayıyorsunuz da ben ölünce ölürüm sanıyorsunuz. tikelim gider de tümelim bin tane doğurur. ölümüm, dirimden bin kat çok işe yarar. taşlayın beni. sizin heykelinizi yapmaz tarih. sizin öykünüzü anlatmaz öykücüler. taş mı dayanır mermer mi sizin ucuz tikel bedenlerinize! sizi gidi unutulası, pişmanlık posası, atmosfer kirletici sürü atıkları sizi. hepinizden ayrı ayrı tiksiniyorum. tiksintimi israf ediyorum.

kanaatiniz nedir?