bilen bilir, siyaset hakkında hiç yazmıyorum. bu yaptığım da sosyolojik bir analizdir.
“ramazan şerbeti” diye olmadık bir şekerli su uyduruluyor, (mimar olduğum için biliyorum) yakışır yakışmaz demeden her yere “selçuklu yıldızı” denen şey yapıştırılıyor, o güzelim osmanlı camileri tuhaf bir şekilde kopyalanıyor, olmadık yeni giyim modaları türüyor filan… bunlar doğal bir türeme değil, yapay ve eklektik.
postmodernizm eklektisizm ile mümkün. yakın dönemde, geleneksel değerlerin içinden keyfi olarak seçilip parlatılmış kavramlar makyajlanarak evlendirildi. bir yaşam biçimi teklif eden güçler yönetimde söz sahibi oldu. yönetim, bu yaşam biçimini ısrarla, sansürle, asimilasyonla ve nihayetinde icap ederse zorla dayattı ve bu dayatma sürecinin sonunda halkın bu yaşam biçimini benimseyeceği varsayıldı. kadir inanır’ın “seviyorum de” demesinin ardından tokat korkusuyla “seviyorum” diyen serpil çakmaklı, sahiden de seviyor olabilir mi? buna inanan kadir inanır inanmak mı istemektedir, yoksa sahiden aptal mıdır? işte bu sürece benzeyen bir yaşam önerisi teklifi de ters tepti. “seviyorum de” dendikçe sevmeyesimiz geldi ve sekülerleşme türkiye tarihinde görülmedik bir hızda gerçekleşti. sekülerleşme, işte, siyasette, ticarette, sokakta, yani vicdanlar haricindeki her yerde tarafların rızası ilkesinin işlemesi, geleneksel toplumsal yasaların çökmesi.
çok temel bir sosyal kuraldır ki baskı daima ve daima ikiyüzlü ve kindar bireyler yaratır. evet, ikiyüzlü ve kindar sayısı da epey arttı.
(şimdilik kassız ama yakında yaşlı aslanı sürüden kovacak olan genç aslanlarda, yani) kentli yeni kuşak dini/örfi yaşam tarzını savunmakta isteksiz. bazı şeyler vicdanlarda kalmalıydı ve toplum yaşamına sirayet edip ters tepmiş olan bir şeyler tekrar asıl ait olduğu yere, vicdanlara kaçtı. fakat geleneksel değerler, cemiyetten vicdanlara doğru geri döndüğünde geride bıraktığı kadar çok vicdanı kendisini bekler bulamadı.
hiç olmadığı kadar çok yeni dini yaklaşım çıktı. bu yeni yaklaşımlar, kendilerini egemen sünni bakışın içine hapsetmek istemeyen inançlı insanlardı. modern ve saygılı yaşamla dinin pekala uzlaşabileceğine inanan, kentli insanlardı.

kanaatiniz nedir?