mimarlık eğitimine eleştirim

yazan:

–

  • 3 dakikalık bir metin-

merhaba,

yaklaşık 15 yıllık bir mimar olarak, verdiğim eğitimlerden dolayı öğrencilerle ve akademiyle iç içe oldum ve neler olup bittiğinden haberdar oldum. türkiye’de eğitim her dalda olduğu gibi mimarlık dalında da sorunlu elbette, ama ben köklü bir eleştiri yapmaya niyetli değilim; çünkü bu benim için yorucu, sizin için ise faydasız olacaktır. ben sadece birkaç küçük noktayı eleştireceğim.

öncelikle, mimarlık özünde en çok geometri bilgisi gerektiren bir alandır fakat “zevk sahibi” olmaya indirgenmiş bir hobiye dönüştürüldüğünü görüyorum. çok güçlü bir geometri, mümkünse cebir bilgisi olmadan mimarın/iç mimarın ‘m’si bile olunamamalı. ben olsam –hep konuşulan- yetenek sınavı yerine çok sıkı matematik sınavları koyardım okul girişlerine. yoksa “zevk sahibi” ama alan hesaplamakta beceriksiz mimarların şehirlerinde yaşamaya mahkûm kalırız, ki zaten kalıyoruz.

mimar, iç mimar, peyzaj mimarı, şehir-bölge planlama… bunlar arasında yakından bakınca çok ayrım var gibi görünse de, özünde çeşitli ölçeklerde çevre ve mekân tasarlayan alanlardır ve gereksiz iç itişmeler kanımca mimarların en küçük sorunudur. metnin kalanında bu terimleri eş anlamlı kullanacağım çünkü günümüzde mimarların problemleri iç mimarları dövmekten çok daha büyük.

renk bilgisi ülkemizde sıfır… rengi bilmiyoruz. yalnızca bir form eğitimi ile mezun olan mimarların, seçmeli, uyuyakaldıkları iki saatlik bir dersin haricinde renk hakkında hiçbir şey bilmediğini görüyoruz. bu da haliyle malzeme bilgisine yansıyor; çünkü “niçin bu malzemeyi kullandın?” dendiğinde renk uyumuna dayalı hiçbir cevap alamıyoruz.

kimse kırılmasın, ücra bir şehirde, alelacele açılmış, köksüz mimarlık fakülteleri hiçbir şey öğretmez. mimarlık, denizli ve büyük şehirlerde öğrenilir, ankara hariç. mimarlık eğitiminde şehrin önemi, öğrencilerin edinmek zorunda oldukları görgüyle ilişkili ve maalesef otel, spa, marina, lüks bir restoran, seyir terası görmeyen bir mimar, paftada görse bile tanır mı, emin değilim. görmeli! bir otelde bir gece kalmadan mezun olmuş mimarlar var. ekonomi buna bahane olamaz.

ekonomik olarak gerileyen bir ülke olmak, maslow piramidi’nin en aşağı seviyesinde, yani barınma/bürünme seviyesinde hayatta kalmaya çalışmak demektir. bu da mimarlık fakültelerinin sayılarının azaltılması gerektiği anlamına gelir. ister kabul edin, ister etmeyin, mimarlık önemli ölçüde burjuvazi ister ve pahalı bir zevktir. kolunda rolex varsa evini dekore etmek için mimar ararsın, duvarına resim yapsın diye de ressam. oysa saat takamayan toplumlar, açlık sınırına yaklaştıkça –bizdeki tuhaf örnekte olduğu gibi- mimarlık fakültelerinin sayısını arttırmaz, azaltır. dünyada bu hep böyle olmuştur. küresel bir mimarlık hedefi olmayan, online çalışmayı sevmeyen, yerel ve somut kalmak isteyen bence gitmesin mimarlığa. şu an bu ülkede mimarlık yapmak, her zamankinden daha zor oldu.

her konudan biraz bir şeyler bilen o eski mimarların soyu tükendi. mimar edebiyat bilecek, felsefe bilecek, coğrafya kesinlikle bilecek, fizik tabii ve resim bence… hiçbiri yok. iki kelimeyi bir araya getiremeyen, sadece şantiyede takılmayı seven, ara sıra imza atan ve devamlı iş arayan tipler dolaşır oldu. onlar mimar değiller hanımlar, beyler, değiller… bence değiller.

daha da yazabilirim ama bu birkaç şeyi belirtmek istedim. umarım kimseyi kırıp incitmemişimdir.

sevgiler…

“mimarlık eğitimine eleştirim” ögesine 2 yanıt

  1. Akgül avatarı
    Akgül

    İncinmedim. Ağzına sağlık.

    1. emre timur avatarı

      teşekkürler… sevgiler…

kanaatiniz nedir?

emre timur sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin